Anasayfa / Kişisel Gelişim / Türkiye’deki Bilimsel Eğitimin Değişimi

Türkiye’deki Bilimsel Eğitimin Değişimi

Türkiye’deki bilim eğitimi nasıl değişmiştir? Bu soruyu cevaplamadan önce, bilmekte fayda vardır ki Anadolu topraklarına “Evrim” bilgisi, Türkiye Cumhuriyeti’nden önce, Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde ulaşmıştır. 1860-1870 yılları arasında Evrimsel Biyoloji’nin temelleri, Osmanlı yakın dönem filozoflarındanBaha Tevfik tarafından atılmıştır. Tevfik, 1863 senesinde “İnsan maymundan azmıştır (değişmiştir, gelmiştir, evrimleşmiştir).” şeklinde bir açıklamayı rahatlıkla, hiçbir sansüre uğramaksızın yapabilmekteydi. Hoş, bu cümle bilimsel olarak, en azından halka arz edilişi açısından hatalıdır ve belki de ülkemizdeki “İnsan maymundan evrimleşmiştir.” cümlesiyle özdeşleşmiş anlayışın kalbinde yatmaktadır. Ancak sonuç olarak, Baha Tevfik, Anadolu insanına Evrim bilimini aktaran ilk insan olmuştur.

 

1870’lerde ise bayrağı Baha Tevfik’ten alan Ahmet Mithat Efendi olmuştur. Yazdığı Hace-i Evvel isimli eseri büyük ilgi görmüştür. Bu kitabında Ahmet Mithat Efendi, insanın evrimsel geçmişinden açıkça bahsetmektedir.

 

İşte bu iki isim sayesinde halk arasında Evrim fikri bir anda, hızla yayıldı ve çok büyük beğeniyle karşılandı. Bir anda çevirilerin kalbinde Evrimsel Biyoloji’yi ele alan kitaplar yer almaya başladı. Herbert Spencer’ın, Ernst Haeckel’ın, Bücher’in ve Charles Darwin’in kitapları Osmanlıcaya çevrildi. Dönemin birçok dergi ve gazetesi Evrimsel Biyoloji’yi yazmaya başladı ve Evrim fikrinden bahsetti. Hatta Baha Tevfik ve arkadaşlarının başı çektiği Teceddüd-i İlmi ve Felsefi isimli dergi, hemen her sayısında Evrim fikrine yer veren ilk dergi oldu.

 

Ancak Osmanlı İmparatorluğu, bu gidişatın farkına hemen vararak anında duruma müdahale etti. 1873 yılında Sultan Abdülaziz’in verdiği buyrukta şunlar söyleniyordu:

 

Fimabaat Mithat Efendi’nin maymunlarına dair matbuata zinhar nesne yazdırılmaması…

 

Yani, kısaca, bu fermanla “Mithat Efendi’nin maymunlardan bahsetmesi yasaklanmış”tır. Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Evrim’in ortaya çıkıp kaybolduğu kısa dönemin, kısa bir özetidir. Zaten daha sonra, en azından bu topraklardaki ülkenin adı “Osmanlı İmaparatorluğu” iken, bir daha Evrim’in adı ağza alınmamıştır.

 

Daha sonraları, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sırasında ve sonrasında Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimlerle, en başta açıkladığımız gibi işler yine değişmiştir ve eğitim, yine batıcı, aydın, ilerici temellere dayandırılmıştır.

 

Bu yeni ve modern sistem, Evrimsel Biyoloji açısından meyvelerini ilk olarak 1927 yılında İbrahim Alaaddin Bey tarafından yazılan Darwinizm isimli kitap ile vermiştir. Yine kitabın ismi talihsiz bir şekilde bilimde yer almayan bir kavram olarak seçilmiş olsa da, popüler olarak halkın arasına karışmasında önemli rol oynamıştır. Kitabında, Darwin’den ve fikirlerinden özgürce bahseden İbrahim Alaaddin Bey, düzeltilmiş Türkçeyle aktarmamız gerekirse, şunları yazmaktadır:

 

Kutsal kitapların insanın var oluşuyla ilgili söylediklerini hakkındaki yazılarıyla Darwin, birçok saldırıya ve hakarete uğramıştır. Demiştir ki: insan, maymundan gelmiştir. Elbette ki yüzyıllardır insanların aldıkları dini eğitim ve görüş, bunun bir seferde kabulüne izin vermemektedir. Bu sebeple Darwin’in insanın var oluşuyla ilgili söylediklerine öfkelenen birçok insan mevcuttur.

 

Atatürk’ün ve sonraki eğitimcilerin zaten üzerinde durmaksızın kabul ettikleri bilimsel yaklaşıma dayanan Evrim Kuramı, 1970’lere kadar kimse müdahale edemeden eğitim müfredatında, ortaokul ve lise düzeyinde yer almıştır. Hatta 1931 yılında Devlet Matbaası tarafından, Maarif Vekaleti aracılığıyla bastırılan Darwin isimli kitap, 3.000 baskı yapmıştır ve hızla tükenmiştir. Bundan sonra da, on yıllar boyunca bu kitap sayısız baskı yapmış ve farklı kapaklarla satılmıştır.

 

1960’lı yıllarda bazı bilim karşıtı insanlar, Amerika’da ve Avrupa’daki istisnai birkaç noktada başlayan Evrim Karşıtı hareketlerden etkilenerek Türkiye’deki eğitim müfredatından Evrim Kuramı’nın çıkarılması için mahkemeye başvurmuşlardır. Hatta bu şekilde, birkaç yasa, Evrim’in önünü kapatabilecek şekilde yasadaki yerini almıştır. Neyse ki 1960’ların sonlarında, yapılan uğraşılar sonucunda Evrim Karşıtı yasaların tamamı laikliğe aykırı oldukları gerekçesiyle düşürülmüştür ve iptal edilmiştir.

 

İşte bu bilimsel ve özgür yaklaşım, ne yazık ki 1970 yıllarına kadar sürebilmiştir. Türkiye’deki en ciddi dini örgütlerin başında gelen ve Dünya çapında İslami birlikleri kontrol eden Fetullah Gülen, fetva sayılabilecek bir söz etmiştir:

 

…liselerde okutulacak biyoloji kitaplarını, biyokimya kitaplarını, Allah’ın adıyla bizim adamlarımız, dinimize, kökenimize inanmış, bağlı kimseler hazırlasınlar.”

 

İşte bilim karşıtı, gerici değişim, bu noktada başlamıştır. Gücü elinde bulunduranlar, herhangi bir yasa değişikliğine gerek duymaksızın, “yukarıdan” gelen fetvaya (emre) uyarak, 25 yıldan fazla sürece bilim karşıtı propogandayı başlatmışlardır. 1985 yılında Milli Eğitim Bakanı görevinde yer alan Vehbi Dinçerler, Türkiye’deki bütün okullara bir genelge göndererek Evrim’in öğretilmesinin ne kadar kötü olduğunu, Evrim Kuramı’nın zaten “bir süre önce “çürütüldüğünü, Evrim’i öğreten kimselerin materyalizm ve komünizmi yaydığını öğretmenlere bildirir ve konu hakkındaki görüşlerini sorar. Bu noktada, eğitimcilerin görüşlerine pek de zaman ayrılmadan, hızlı bir düzenlemeyle bir “bilim komitesi” toplanır ve birkaç gün içerisinde yaratılışçılık fikri, bir bilimmiş gibi eğitim müfredatına dahil edilir.

Haberin tamamı için tıklayınız: Evrimagacı

Hakkında Figen Leylan

^_^

İlgİnİzİ Çekebİlİr

uyumak-icin-kitap-okumak-960x460

Duygularımızı Okuyabiliyor Muyuz ?

İnsan davranışı üzerinde etkisi olan çeşitli batıl inançlar, tekrarlar ve klişeler vardır; bizi bazı hilelerin ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir